I – DUYUSAL YAŞANTI TÜRLERİ

7.    Üzerinde yaşadığımız dünyayı gerçek biçimiyle algılamamızı engelleyerek bu konuda yanılgıya düşmemize yol açan en önemli etken, duyularımızın körelmiş güçsüz ve aldatıcı olmasıdır. Bu yüzdendir ki gözle göremediğimizi anlamakta çoğu zaman zorlanırız ve görünmeye bizim için bilinmeyen olur. Zira herhangi bir duyu tek başına yetersiz ve yanıltıcıdır. Francis Bacon – notum organım 1620 (s.7)
8.    Bazı böcekler bile öğrenme planlama ve beklentileri yönünde davranma gibi yetilere sahiptirler. Böcekler bile plan yapabiliyor ve karar verebiliyorlarsa bazı kuşların ve memelilerin de en az onlar kadar zeki olmaları beklenebilir. (s.8)
9.    Biliş, doğuştan var olabilir – bu durumda hayvanlarda genlerde taşınan pasif bilgi ve sevinir sisteminin doğuştan gelen belirli beceriler yâda uzmanlık alanları oluşturacak biçimde programlanmasını sağlayan genetik şifreler söz konusudur. (s.8)
10.    dünya nüfusunun yüzde onu gibi oldukça yüksek bir miktarda (çoğu erkek) renkkörü olmasına karşın on milyonlarca kişinin algısını etkileyen bu kusurun farkına ancak 1793 yılında varılmıştır (s.11)

Görsel Algılama – Görsel Verilerin İşlenmesi – İşitme Ve Koku Alma – İnsan Algısının Ötesinde –

11.    .şöyle özetleyebiliriz: bilişin, çevrede var olan ufalanların algılanması ve işlenmesinden oluşan ilk aşamasında bile insanın çevresindeki dünyayı algılama düzeyi ve buna bağlı olarak diğer türlerin zihinsel yetilerini anlama ve değerlendirme konusunda bugüne kadar kaydettiği ilerleme kendi duyusal yetersizlikleri ve sahip olduğu önyargılar tarafından sınırlanmıştır. Duyularımızın bizi sınırlaması nedeniyle belirli kavramları anlayabilmemiz yâda sözcüklere dökebilmemiz çok güç hatta çoğu zaman olanaksızdır. Örneğin bir köpeğin yaşamında yer alan sonsuz çeşitlilikteki koçular yâda arıları n o çokyüzlü gözleriyle nasıl gördükleri erişilmez sırlardır (s.23)