1.    Türkiye 1918 den başlayarak büyük bir dönüşüm yaşadı. Önce bir ulusal KS ile bağımsızlık yeniden elde edildi. Bunu 194 Lara kadar uzanan köklü reformlar dizisi izledi. (s.7)
2.    Kitabın konusu ve amacı, olaysa tarihin hikâye edilmesi anlatılması değil bunların arka planındaki “gizli mantık” bağlarının öne çıkarılmasıdır. (s.8)
3.    Tarih, herhalde büyük şahsiyetlerin (yöneticiler, önderler, bilgilinler vb.) yaptıklarına indirgenemez, kitlelerin ve sessiz çoğunlukların da rolünü sırtında taşır. (s.8)
4.    İtilaf blokunun tezi bir “yarı sömürge tipi köylü devleti” dire. Tezin bel bağladığı bir güvence de köylülerin başağırlığı ve uysallığı inancıdır. (s.37)
5.    Ulusal devlet tezi, Mustafa kemal paşa ve arkadaşlarının “Anadolu günleri” nin bir ürünüdür. Bu tez ve belgeleri dört aşamada oluşmuştur: asamaya (toplantı, karar ve genelgeleri) , Erzurum kongresi (karaları) siyasi kongresi (karar ve nizamnamesi) ve misakı milli . Bütün bunlarda, devletin kurucu unsurları yeniden ve titizlikle çizilmiştir (s.43) 
6.    Kürtler, Osmanlı devletine bağlı kalmak ve ondan ayrılmak isteyenler olmak üzere iki ana grupta toplanmıştır. Bağımsız kürdi satan tezini azı cemiyet ve fırkalar ile birtakım Kürt feodalleri savunmaktadır. Bunlar Wilson ilkelerine yollama yapmakta, siyasal desteği ise İngiltere’den beklemektedirler. (s.51)
7.    Yerel kongre hareketleri işgal tehditlerine karşı öz savunma ihtiyacından ve devletin iktidar güçlerinin bu ihtiyacı karşılayamamasından doğmuştur. Ana ve asıl neden budur. (s.65)
8.    YKİ lir kurtuluş hareketleri tarihinde o gün bugün eşine zor rastlanır bir demokratik kurtuluşu sivil toplum örgütlenmesi örneğini vermişlerdi. Bunlar ulusal önderliğe de sivil taban, meşruluk temeli ve demokratik bir örgütlenme modeli sundular. Ayrıca işgalleri sınırlamak ve geciktirme gibi hayati bir rol de oynadılar. (s.105)
9.    Kurtuluş savaşının siyasal rejiminin belirginleştiği TBMM döneminin eksiksiz ve liberal bir demokrasi olduğu da sanılmasın. Millici güçlerin demokratik katılımına dayalı olan rejim, kurtuluş mücadelesinin karşıtlarına karşı da manasızdır. Bunun iki kesin göstergesi hıyaneti vataniye kanunu ile istiklal mahkemeleridir. Başkumandanlık kanunu ve uzatmaları da TBMM ye ait bulunan yasama ve yürütme yetkilerin bir bölümün başkumandana (Mustafa kemal paşa) aktardığı için olağanüstü karakterdeydi. (s.125) 
10.    Lozan antlaşmasın büyük savaştan sonra eşitler ve özgürler arasında yapılan tek önemli anlaşmadır. Bağımsızlık bu sadet sağlanmaya başlamış, radikal yeniliklere (inkılaplar) giden yol açılmıştır. Bu anlaşma Ortadoğu dakik ilk ulus devletin de kurulduğunu bildirir. Lozan ve sonuçları Türkiye’nin laikleştirilmesi açısından da son derece önemli olmuştur (s.131)
11.    Türk kurtuluş savaşı boyunca İslami motif ve sembollerin çokça kullanıldı açıktır. TBMM nin açılışının dinsel bir havaya büründürülmesi, Arap ve sılam dünyasına seslenen metinlerde İslam birliği ve dayanışması temasının sıkça işlenmesi içki yasağı konmasında ve yeni medreselerin açılmasında dinin etkisi, TBMM başkan vekillerinin iki büyük tarikatın temsilcilerine vesilesi gibi örnekler daha çoğaltılabilir. Özetle TKS de İslam dini birleştirici bir unsur olmakla birlikte mücadeleyi meşrulaştırıcı esas kaynak değildir, Panislamizm eğilimi yoktur KS bir İslam/Hristiyan çatışma şeklinde savunulmamaktadır. Mukaddes cihat ve benzeri referanslara rastlanmamaktadır. (s.135)
12.    İkinci önemli destek olay, 9. Ordu müfettişliğine atanmış oflamasıdır. Bu görev belgesi alanız ilgili belgedeki değişle komşu bölgelerdeki askeri ve millî amirlere de emir verme yetkisini içermesi bakımından önemliydi böylece anakaradan itibaren bütün orta ve doğu Anadolu, adeta hükümet yetkileriyle donanmış olan Mustafa kemal’ in emir ve komutası altına girmiş oluyordu. (s.160)
13.    Türk kurtuluş savaşı ile ilgili yerli ve yabancı literatürde sonuçta elde edilen büyük siyasi ve askeri başarıyı “tek adam” a yâda “bir avuç insan” a mal eden, olup bitenleri “mucize” deyimiyle ifade eden görüşler oldukça yaygındır. Ordunun takatsizliği, halkın tükenmişliği, eşrafın yer yer ve zaman zaman teslimiyetçiliği, liderin dehası gibi noktalar bu görüşlerin başlıca dayanaklarıdır. “mucize” terimine gelince bu da tamam umutsuz görünen bir durumun kısa bir zamanda ve adeta sihirli bir müdahaleyle tersine çevrilişine verilen ad olsa gerekir. Oysa sırf yerel kongre iktidarları ile ilgili olarak sunulan bilgiler bile ulusal kurtlu hareketinin toplumsal ve siyasal temelleri konusunda yeterli fikir vermiş olmalıdır. …1918-23 yıllarına sıkışan bu önemli dönüşümün bir tek kişinin irade ve dehasıyla yâda doğaüstü ve fizikötesi (metafizik) deyimlerle açıklanabilmesine olanak yoktur. (s.162)