Duygular kendimizi dünyamızdaki anlamlı insanlarla iletişime sokma yolumuzdur, kişiler arasında kurulan, çatılan bir dildir.

Jung duygu işlevinin eri kaldığı yetersiz olduğu durumdan bahseder. Böyle bir durumda kişi etkin bir duygu işleviyle karşılanması gereken dünyayı mesela kendi gövdesinde indirgeyerek devamlı gövdesini (ağrıları sızıları uykuyu acıkmayı susamayı vs.) dinler. Böylece gerçek duyguların (dünyanın) yokluğunu fizyolojik etkiler sonucunda gövdesinde ortaya çıkan devinimleri hissederek kapatmaya çalışır.

Bu kitap topluma hitap etmiyor. Okurunu oldukça bireyleşmiş kişilerden seçmek zorunda.